Güvenli Mekândan Tekinsiz Alana

Çağdaş sanat bağlamında yersiz yurtsuzluk kavramı, bireyin mekânla kurduğu güvenli ve süreklilik içeren ilişkinin çözülmesi üzerinden okunabilir. Gaston Bachelard, Mekânın Poetikası’nda evi, anıların biriktiği, hayal gücünün beslendiği ve bireyin kendini korunaklı hissettiği bir iç mekân olarak ele alır. Ev, bu bağlamda, yalnızca fiziksel bir barınak değil; aidiyet, süreklilik ve kimlik üretiminin de merkezidir. Ancak bu ideal mekân algısı, Freud’un tekinsizlik (Unheimlich) kavramıyla birlikte kırılmaya uğrar. Freud’a göre tekinsiz olan, tamamen yabancı değil; aksine fazlasıyla tanıdık olanın beklenmedik biçimde rahatsız edici hâle gelmesidir. Bu durum, evin güvenli yapısının bozulmasıyla mekânın huzursuzluk ve tehdit üretmeye başlamasına işaret eder.



Bu kuramsal arka plan, çağdaş sanatta yersiz yurtsuzluk temasının neden sıklıkla enstalasyon türünde işler aracılığıyla ele alındığını açıklar. Enstalasyon, izleyiciyi yalnızca görsel bir ilişkiye değil, bedensel ve mekânsal bir deneyime davet eder. Sanatçılar, ev içi unsurları dönüştürerek, mekânı daraltarak, işlevlerini askıya alarak ya da tekrar eden yapılarla boğucu bir atmosfer yaratarak izleyicinin alışıldık mekân algısını sekteye uğratır. Bu tür çalışmalar, izleyicide bilinçli bir tedirginlik hissi uyandırmayı amaçlar; böylece yersiz yurtsuzluk, temsil edilen bir tema olmaktan çıkıp doğrudan deneyimlenen bir duruma dönüşür.



Bu deneyim, yalnızca bireysel psikolojiyle sınırlı kalmaz; aynı zamanda göç, zorunlu yer değiştirme, siyasi baskı ve toplumsal belirsizlik gibi güncel meselelerle de ilişki kurar. Tanıdık olanın yabancılaşması, hem fiziksel mekânlarda hem de toplumsal yapılarda hissedilen bir kırılmaya işaret eder. Enstalasyonlar aracılığıyla kurulan bu rahatsız edici mekânlar, izleyiciyi kendi konumunu, güven duygusunu ve aidiyet algısını sorgulamaya yönlendirir.



Sonuç olarak, yersiz yurtsuzluk teması, çağdaş sanatta mekânın dönüştürücü ve etkileyici gücü üzerinden hem ulusal hem de uluslararası ölçekte sıklıkla ele alınan bir anlatım biçimi hâline gelmiştir. Enstalasyon pratiği, bu kavramı yalnızca düşünsel bir çerçevede değil, doğrudan duyusal ve bedensel bir deneyim olarak sunarak izleyiciyi ev, aidiyet ve yabancılaşma kavramlarını yeniden düşünmeye davet eder.



Yazar: Halil ÖZAŞİR




Biyografi


Halil Özaşir, lisans eğitimini Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde tamamlamıştır. Yüksek lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalı’nda tamamlamış olup, hâlen aynı enstitüde Resim Anasanat Dalı Sanatta Yeterlilik programında eğitimine devam etmektedir.

Halil Özaşir | 27.01.2026 16:45


Etiketler


Bir Yorum Bırakın

Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

0/250 karakter

Yorumlar


Henüz hiç yorum yazılmamış.